(2012 yılında kaleme aldığım, o tarihte “Türk yargı sisteminde stajyer avukatların sorunları ve çözüm önerileri” başlığı ile hazırladığım yazımı, aradan geçen 10 yıl içinde kayda değer bir gelişme olmadığını belirterek paylaşıyorum.)
Avukatlık Kanunu hukuk fakültesinden mezun olarak “hukukçu” unvanını kazanan bir kişinin “avukatlık” mesleğini yürütebilmesi için bir yıllık mesleki eğitimden geçmesini şart koşuyor. Staj dönemi avukat adayının hukuk fakültesinde edindiği teorik bilgiyi pratiğe taşıma bilgi ve becerisini kazandığı bununla beraber bir meslek dalı olan avukatlık mesleğinin nasıl icra edildiğini öğrenmesi ve uygulaması gerektiği bir süreç olarak karşımıza çıkıyor.
Avukatlık mesleğinin bir ayağı büroda, diğer ayağı adliyede yürütülür. Bunun sonucu olarak mevcut yasal düzenlemeler, bir yıllık avukatlık stajının ilk altı ayını adliyede, diğer altı ayını tecrübeli bir avukatın yanında yapmayı öngörmüştür. Yasaların öngöremediği şey, ekonomik ve sosyal gerçeklerdir. Asgari dört, ortalama beş yıllık hukuk fakültesi eğitiminden sonra staja başlamak hem avukat adayı hem de toplum tarafından mesleğe başlamakla eş tutulmakta, genç avukat adayından haklı olarak “elinin ekmek tutması” beklenmektedir. Bununla beraber avukatlık kanunu, başvuru ve mesleğe kabul sürecini de dahil ettiğimizde, bir buçuk yıla yakın süren stajyerlik döneminde ücret karşılığı çalışmayı ve de gelir getirici bir iş yapmayı yasaklamaktadır. Bu durum, avukat adayını bir seçim yapmaya mecbur bırakmaktadır: ya mesleğini layıkıyla öğrenmek adına bir buçuk yıl “aç kalmayı” tercih edecek, kanuna uygun olarak bir yıl boyunca herhangi bir geliri olmaksızın stajına devam edecek ya da bir başka avukatın yanında çalışacak, bu esnada bir şeyler öğrenebilirse bu bilgiler yanına kar kalacaktır. Ne yazık ki ilkini tercih edebilmek için ya güçlü bir bünyeye ya da güçlü bir aileye sahip olmanız gerekmektedir. Güçlü bir bünyeniz, varlıklı da bir aileniz yoksa ve hala avukat olmakta kararlıysanız artık yanında çalışacağınız avukatın insafına kalmış durumdasınız demektir. Hele ki stajyer avukat enflasyonunun yaşandığı, her hafta onlarca hukuk mezununun staj levhasına yazıldığı bir ortamda mesleğe bir yerden başlamak adına genç avukat adayı kendisine dayatılan her türlü çalışma koşulunu kabul etmek zorunda kalmaktadır. Bizce stajyer avukatların üç temel sorunu bulunmaktadır. Birincisi mesleğin saygınlığı sorunudur ki bu yalnız stajyerlerin değil, aynı zamanda avukatların da sorunudur. Sorunun kaynağı da artan hukuk fakültesi sayısına bağlı olarak azalan eğitim kalitesi olup, kanaatimizce bunun çözüm yollarından biri avukatlık mesleğine kabul için objektif kriterlere dayanan bir sınavın yapılmasıdır. Şu anki vaziyet “çocuğunu hukuk fakültesine gönder, hiçbir şey olamazsa avukat olur” zihniyetini doğurmuştur. İkinci temel sorun stajyer avukatların ekonomik şartları, üçüncü sorun ise staj döneminin mesleki gelişime katkısı sorunudur.
Stajyer avukatların çalışma koşullarını anlatmak için şu sorunun cevabını vermek faydalı olacaktır: Bir avukat, neden stajyer avukat çalıştırır? Stajyer avukat için avukat yanında çalışmak yasal bir zorunluluk iken avukat için stajyer çalıştırmak isteğe bağlıdır. Stajyer avukat açısından bir avukatlık bürosunda çalışmak yasal zorunluluğun yanı sıra mesleğin pratiğini öğrenmek açısından da bir zorunluluktur. Dolayısıyla stajyer avukat, avukata muhtaç iken avukat, stajyere muhtaç değildir. Avukat için stajyer çalıştırmak mecburi olmadığı gibi oldukça avantajlıdır da… Stajyer avukat istihdam etmek işçi çalıştırmaktan hem daha az maliyetli hem de daha pratik olmaktadır. İşçi sosyal güvence ve yüksek maaş isterken stajyer avukat tecrübe kazanmak adına daha az maaşa razı olmakta, stajı geçici bir süreç olarak gördüğünden sosyal güvence beklentisi içerisine girmemektedir. Dahası stajyer avukat, sahip olduğu yetkilerle resmi mercilerde avukat adına işlem yapabilmekte, böylece birlikte çalıştığı avukata kattığı verim bir takip elemanına nazaran çok daha yüksek olmaktadır. Kısacası avukat açısından stajyer avukat, düşük maliyet ve yüksek verim anlamına gelmektedir.
Stajyerler, ilk altı aylık dönemde adliyeye gönderilmemekte, kendilerine iş öğretilmemekte, müvekkillerle temas kurması için uygun zemin hazırlanmamakta, genellikle “ayak işi” tabir edilen, az bilgi fakat çok zaman gerektiren işler stajyerlere yüklenmekte, kimseye köle olmadıklarını söyleyen avukatlar kendi meslektaşlarını köle gibi kullanmaktadırlar. Her avukat stajyeri bu durumun farkında olduğu halde hiçbiri, yanında çalıştığı avukatı karşısına alıp bu sömürü düzenine itiraz edememektedir. Zira stajyer avukatı avukat yanında çalışmaya mecbur bırakarak bir elini bağlayan yasalar, stajın başarıyla tamamlanmasını aynı avukatın olumlu görüşüne bağlı kılarak stajyer avukatın diğer elini de bağlamaktadır. Avukat stajyeri yalnız staja başlarken değil, stajını tamamlarken de avukata muhtaç bırakılmıştır. İşte stajyer avukatların çalışma şartlarına ilişkin sorunlarının düğüm noktası budur. Stajyer avukat, stajının başından sonuna kadar denetim altında iken avukatı denetleyen hiçbir kişi ya da kurum bulunmamaktadır. Bu sorunların kalıcı çözümü kanaatimizce şudur:
- Avukatlık stajına başlamak için “avukatlık sınavı” getirilmeli, böylece mesleğe başlangıçta nitelik ve nicelik bir standarda kavuşturulmalıdır. Bu yalnızca stajyer avukatlığı değil, avukatlık mesleğini de düştüğü yerden kaldıracaktır.
- Avukatlık sınavında başarılı olan adaylara, avukatlığın bir kamu hizmeti olduğu nazara alınarak, 6 aylık adliye stajı döneminde devlet tarafından maaş bağlanmalı, stajyer avukatlar sosyal güvenceye kavuşturulmalıdır. İlk altı aylık dönem devletin himayesinde geçtiğine göre bu dönemde stajyerin iaşesinden devlet sorumludur. Söz konusu uygulama, yargı hizmeti gören hakim-savcılar için yıllardır sorunsuz bir şekilde işlemektedir. Sosyal güvencesi olan, hayatını idame ettirecek düzenli bir geliri olan avukat stajyeri, bu dönemde çalışmak mecburiyetinden kurtulacak, staj dönemi olması gerektiği gibi adliyedeki işleyişi öğrenme amacına hizmet edecektir. Böylece avukat stajyeri kürsünün diğer tarafını, yaygın deyimiyle “işin mutfağını” yakından tanıma imkanı bulacak, ileride neyi, nasıl yapması gerektiğini ve neyi, nerede bulacağını bilecektir. Devlet bu sorumluluğu kabul etmezse barolar taşın altına elini koymalı, genç meslektaşlarına bizzat baro maaş vermelidir. Baroların bütçesi bunu karşılamaya elverişlidir.
- Bir stajyer avukatla bir avukat birlikte çalışmak konusunda anlaşmaya vardığında bu durum baroya bildirilmeli, stajyere ödenmesi gereken ücretin bir kısmı, örneğin yarısı baro tarafından karşılanmalı, baro bunun için bütçe ayırmalıdır. Böylece, takip memuru ya da vasıfsız işçi çalıştırmak yerine stajyer avukat çalıştırmak teşvik edilmelidir. Bu avukatlığa başlangıçta istihdam sorununa bir çözüm olacaktır. Bu dönem için bir asgari ücret tarifesi belirlenmeli, bu ücretin altında stajyer çalıştırmak söz konusu avukat için disiplin sorumluluğu doğurmalıdır.
- Stajyer avukata, bağlı olarak çalıştığı avukatla birlikte duruşmalara katılma mecburiyeti getirilmelidir. Stajyer avukatın duruşmada bulundurulmamasından, bağlı olduğu avukat sorumlu tutulmalıdır. Bu sayede stajyer avukatların tüm vaktini icra dairelerinde işlem yaparak, mahkeme kalemlerinde ara kararları yerine getirerek tüketmesinin önüne geçilecektir. Stajyerin duruşmada hazır bulunup bulunmadığının denetimi de bu durumu duruşma zaptına geçirmek suretiyle yapılmalıdır. Bunun için avukatlık kanunu ve ceza muhakemesi kanununda basit bir değişiklik yapılması yeterlidir. Duruşmalara birlikte katılma mecburiyeti avukatla stajyerin daha çok vakit geçirmesini sağlayacak, bilgi alış verişinin artmasına zemin hazırlayacaktır.
- 6 aylık stajın sonunda avukat, stajyer hakkında rapor hazırladığı gibi; stajyer de bağlı olarak çalıştığı avukat hakkında gizli bir rapor hazırlamalıdır. Raporda avukatın “stajyer yetiştirmek” yükümlülüğünü ne derece yerine getirdiği, mesleki bilgisini paylaşıp paylaşmadığı, stajyerin gelişimine katkıda bulunup bulunmadığı, stajyeri müvekkillerle görüştürüp görüştürmediği konusunda değerlendirme yapılmalıdır. Rapor, avukat yanındaki staj tamamlandıktan, stajyer bağımsızlığını kazandıktan sonra ve de gizli olarak verilmelidir. Böylece raporun tarafsız ve kaygısız olması sağlanmalıdır.
- Stajyerler tarafından hazırlanan değerlendirme raporları baro arşivinde saklanarak “olumlu” ve “olumsuz” şeklinde sınıflandırılmalı, hakkında olumsuz rapor verilen avukat, yukarıda bahsettiğimiz ve ikinci aylık dönemde stajyer için baro tarafından yapılan maaş katkısını baroya iade etmelidir. Bize göre avukat, yanında çalışan stajyeri meslektaşı olarak görmeli, onun yetişmesinde katkısı olmasını bir onur bilmelidir. Stajyere, baronun emaneti gözüyle bakmalı; emaneti layıkıyla koruyamadığı takdirde bunun karşılığını bir nevi tazminat ödeyerek vermelidir. Stajyere hak ettiği muamelenin yapılmamasının bir yaptırıma bağlanması, avukatları stajyerlerine karşı iyi davranmaya zorlayacaktır.
- Diğer bir çözüm önerisi ise şudur: Yukarıda bahsedildiği gibi avukat hakkında düzenlenen raporlar olumlu-olumsuz şeklinde sınıflandırılmalı, hakkında olumsuz rapor düzenlenen avukat bir süre, örneğin bir yıl boyunca stajyer çalıştırmaktan men edilmelidir. Yukarıda bahsedildiği üzere stajyer çalıştırmak ekonomik açıdan düşük maliyet-yüksek verim anlamına geldiğinden avukatı stajyer çalıştırmaktan mahrum bırakmak bir çeşit yaptırım olacaktır. Stajyer bulundurmaktan mahrum bırakılmanın manevi bir yaptırımı da olacak, stajyer çalıştırmaktan men edildiği duyulan avukat meslektaşları tarafından ayıplanacaktır.
- Avukatların stajyerler hakkındaki en büyük şikayeti stajyerin büroda kalıcı değil geçici olmasıdır. Stajyerlerin büyük çoğunluğu stajını tamamladıktan sonra çalıştığı bürodan ayrılmakta, bu yüzden avukatlar stajyerlerine iş öğretmek konusunda isteksiz olmaktadır. Avukat bildiği her şeyi stajyerine öğretse, stajyer edindiği bu bilgiyle cesaretlenip kendi bürosunu açmakta; avukat bilgisini paylaşmayınca da stajyer çalıştığı büronun kendisine katkı sağlamadığını düşünerek avukatlık ruhsatını aldığında farklı bir büroda çalışmayı tercih etmektedir. Bu, yukarıdakiler kadar elzem bir mesele olmayıp söylediğimiz gibi öncelikle ve özellikle üzerinde durulması gereken konu stajyer çalıştıran avukatı denetleyecek bir müessesenin gerekliliğidir. Hukukun temel prensiplerinden biri yetki-sorumluluk dengesidir. Avukata, stajyer avukatın geleceği hakkında karar verme yetkisi veren kanunlar; avukatın bu yetkiyi kötüye kullanmasından doğan sorumluluğunu da düzenlemelidir.
