(Bir ağır ceza dosyasına sunmuş olduğumuz dilekçemizden alıntıdır.)
Huzurdaki davada müdafi olarak görev aldığımız (…) aylık süreçte hiçbir meşru talebimiz hiçbir meşru olmayan sebebe dayanarak kabul edilmemiş olup Sayın Mahkeme’ye bazı hususları hatırlatmak gereğini duymuş bulunmaktayız.
Sayın Heyet söylediklerimize hak vermeyebilir ama kulak vermeye mecburdur. Bir davada her iki tarafı dinlemeden verilen karar -belki- doğru olabilir ama asla adil olamaz. Uyuşturucu tacirleri bile hassas terazi kullanırken adaletin terazisinin hassasiyetten bu kadar uzak olması içler acısıdır.
Ceza avukatı olmamız itibariyle halk nazarında suçlunun “suç ortağı” gibi görülsek de dilekçelerimiz sağduyu ile okunduğunda gerçeğin ortaya çıkması ve yargılamanın adil bir şekilde yürütülmesi için çalıştığımız anlaşılacaktır. Sayın Heyet bilmelidir ki biz halk nazarındaki değil Hak nazarındaki itibarımızdan endişe etmekteyiz.
İstiklal Şairimiz Mehmet Akif ERSOY’u rahmetle anarak ve O’ndan ilham alarak şu mısraları da tarihe not düşmek isteriz:
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem
Heyetin keyfi için sistemi kalkıp övemem,
Biri savunmaya saldırdı mı hatta bozarım,
Bozamasam da hiç olmazsa yanımdan kovarım
Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki fakat kesmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırma da geç git! diyemem aldırırım,
Çiğnerim çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu,
Avukatlığın şu sizin kürsüde manası bu mu?
